19 Mart 2019 Salı

KİTAP ALIŞVERİŞİ / OKUOKU

Herkese Merhaba ❤

Ocak ayında bir kitap alışverişi paylaşmışım ve orada biriktirdiğim paralar ile yapacağım yeni alışverişten bahsetmişim. (bknz: Ocak Ayı Kitap Alışverişi ) Kumbara da biriktirdiğim paralar ile alışverişimi yaptım ancak bilin bakalım neyi unutmuşum. Sizinle paylaşmayı :D


Alışverişimin üzerinden 2 ay kadar bir süre geçmesine rağmen kitapların çoğunu maalesef okuyamadım. Bu alışverişimde seri kitaplarındaki indirimden yararlandım. Leigh Bardugo Kargalar Meclisi serisini herkes çok övüyordu. Birçok bookstagram ve blog hesaplarında görmüştüm. Hazır indirim varken hemen almalıyım dedim ve aldım. 


Bir yazarın kalemine alıştıktan sonra diğer kitaplarına da büyük bir merak duyuyorsunuz. En azından benim için durum tam olarak böyle. Anlatımını sevdiğim bir yazarın yazdığı bütün romanları okumaya çalışıyorum. Bu seri kitapları da Kargalar Meclisi yazarına ait. İndirimde 30 TL gibi bir fiyata almıştım.


Amy Engelin bu seri kitaplarını geçenlerde okuyup bitirdim. İyi ki almış ve okumuşum dediğim bir seri kitabı oldu. İlk kitabının yazısını buradan okuyabilirsiniz. 2. kitabın yorumunu da en yakın zamanda yazmaya çalışacağım. Kitaplar ciltli olarak geldi ve kapaklarına bayıldım. 



Son olarak Markus Zusak kitaplarını aldım. Yazara ve kitaplara dair en ufak bir bilgim yok. Sadece güzel bir indirim vardı ve kitapların isimleri ilgimi çekti. Yanlış hatırlamıyorsam 3 kitabı 20 TL ye aldım. Bu yazarı veya kitapları daha öncede okuyan varsa yorumlarınızı öğrenmek isterim. 

Alışveriş yazılarını yazmayı çok seviyorum özellikle bu alışveriş yazısı kitaplar üzerineyse tadından yenmiyor. Yazmadığım bir alışveriş yazısı daha var ama onu önümüzdeki ay paylaşmayı düşünüyorum. Şimdilik bu kadar :D 

Sevgiyle Kalın ❤





Devamını Oku »

14 Mart 2019 Perşembe

AMY ENGEL - KURUCUNUN KIZI KİTAP YORUMU

Herkese Merhaba ❤

Az önce büyük bir heyecanla okuduğum bir kitabı bitirdim ve hazır tadı damağımda kalmışken sizlerle paylaşmak istedim. Hem bu sayede biraz aklımı toplar ve serinin 2. kitabına öyle başlarım.

Arka Kapak Yazısı: 

Bu yıl benim sıram gelmişti. Benim adım Ivy Wetfall ve görevim basitti: 
Başkanın oğlunu, müstakbel kocamı öldürmek ve Westfall ailesinin gücünün geri kazanmasını sağlamak. Ama görünen o ki, Bishop Lattimer ya çok yetenekli bir oyuncu ya da ailemin iddia ettiği gibi kalpsiz, zalim bir çocuk değildi. Hatta beni bu dünyada gerçekten anlayan tek kişi bile olabilir. Ama kaderimden kaçmama imkan yok. Ben Westfall mirasını geri alacak kişiyim. Bishop ölmeli. Ve onu öldüren ben olmalıyım...


Amy Engel - Kurucunun Kızı Konusu:

Amerika da yaşanan büyük bir nükleer savaş sonrasında her şey yerle bir olmuş ve sadece küçük bir grup ayakta kalmıştır. Ancak ülkeyi kimin yöneteceğine dair bir karar verilememiştir. Bir yanda demokrasi istediğini söyleyen Westfall'lar, diğer tarafta zor bir savaştan çıkıldığını ve insanların sadece birine bağlı olması gerektiğine savununan Lattimerlar vardır. İkili arasında ki bu savaşı kazanan Lattimerlar olmuştur. Lattimerların gücü ve kontrolü elinde tutmak istemesinden dolayı, her yıl kaybeden tarafın kızları, kazanan tarafın erkekleri ile evlendirilmiştir. Ve artık sıra kurucunun kızı Ivy Westfall ile Başkanın oğlu Bishop Lattimer'a gelmiştir. Ancak yapılan bu evlilik diğer evlilikler gibi değildir. Çünkü sonu ölüm ile biten bir görev vardır. Kurucunun kızı babasının ve ailesinin gücü eline alabilmesi için müstakbel eşini öldürmek için uğraşacak ve attığı her adımda insanlığından biraz daha uzaklaşacaktır.


Kurucunun Kızı - Kitap Yorumu: 

Katiller çetesi serisini bitirdikten sonra kendimi Distopya romanlarının içinde buldum. Okuduğum
 kitap Kurucunun kızı ve Devrimin kızı olmak üzere 2 kitaptan oluşuyor. 2. kitabı henüz okumadığım için kesin bir şey söylemem pek mümkün değil ama benim düşünceme göre kurucunun kızı, distopya için biraz hafif kalmış. Ancak kitabın akıcılığından bunu kimsenin sorun edeceğini sanmam. Bu türde kitaplar okumaya yeni başlayanlar için tam da aranılan kan niteliğinde diyebilirim.
Kitabı okumaya başlamamla bitirmem bir oldu. Akıcılığı ve temposu son sayfaya kadar hiç azalmıyor. Kurgusu ve kitabın mantığı çok hoşuma gitti. Özellikle Bishop karakterine bayıldım. Kitabın her sayfasını gözlerimden kalp çıkararak okudum. Okuyan çoğu kişinin benimle aynı fikirde olduğunu düşünüyorum çünkü öyle bir karakter yok, türünün son örneği falan olabilir. Hatta kitaptan çıkarıp klonlasak fena olmazdı :D
 Kitaptaki ana karakterlerden bayan olanına gıcık olmak gibi bir huyum olduğunu mutlaka söylemişimdir. Bu kesinlikle kıskançlık olarak algılanmasın.Yoksa Bishop gibi hayalimdeki erkek figürüne tamamen uyan birinden Ivy gibi bir kızı kıskanacak değilim ahahha :D Şaka bir yana diğer kitaplarda olduğu gibi bir gıcıklık durumu bu kitapta olmadı. Aksine Ivy Westfall'ı sevdim. Çok fazla çelişkide kalması beni arada sinir etse de bir yanda aşk bir yanda aile olunca durumun zorluğu hemen anlaşılıyor. Ayrıca kitabın sonu çok güzel ayarlanmış. Yazara buradan tebriklerimi sunuyorum :D
2.kitaba geçmek için yazının bitmesini bekledim ve devamı için çook heyecanlıyım. Umarım sizde bu
yazımdan sonra hemen kitabı alıp, okumaya başlarsınız :)

Siz benim en son hangi kitabı okuduğumu biliyorsunuz ama ben sizin ne okuduğunuzu bilmiyorum. Hiç adil değil. Sizde en son hangi kitabı okuduğunuzu yazarsanız hem beni mutlu etmiş hem de merakımı gidermiş olursunuz :D

Sevgiyle Kalın ❤







Devamını Oku »

11 Mart 2019 Pazartesi

JOY / FİLM YORUMU

Herkese merhaba ❤

Bugün sizinle, geçen hafta televizyonda izlediğim bir filmi paylaşmak istiyorum. Film de başrol oyuncusu olarak açlık oyunları filmleri ile yıldızı parlayan Jennifer Lawrance yer alıyor. Filme gece geç bir saatte denk geldiğim için biraz izleyip kapatırım diye başladım ama izlemesi keyifliydi. Bu yüzden bitirene kadar bekledim. Aile konulu ve özellikle girişimcilik konulu filmleri çok seviyorum. Yorumları girmeden önce film hakkında kısa bir araştırma yaptım ve filmin gerçek bir hayat hikayesi olduğunu öğrendim.


Joy - Film Konusu:

Gerçek bir girişimcilik örneği olan filmimizde ana karakterimizin yaşadığı zorluklar ön planda tutuluyor. Joy çocukluğundan beri zorluklarla ve çeşitli problemlerle başa çıkmaya çalışmış, ailesindeki herkese aynı anda yetişmek için çabalamış ve bu süreçte hayallerini hep ertelemek zorunda kalmıştır.  Anne ve babasının ayrılmalarından sonra Joy annesini de yanına alarak sorumluluklarına bir yenisini eklemiştir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi kendi evliliğindeki mutsuzluklar da evliliğini bitirmesine yol açmış, 2 çocuğu ile birlikte ayrı bir mücadele vermek zorunda kalmıştır. Tüm bu zor yaşamının arasında büyükannesi ona moral veren ve hayallerini takip etmesi gerektiğini söyleyen tek kişidir. Bir gün Joy büyükannesini dinler ve kendi elleri ile hazırladığı bir icadı satışa sunar. İşte o zaman hayatı eskisinden daha karmaşık ve daha yorucu olmaya başlar.



Joy - Film Yorumu: 

Girişimcilik konulu filmleri çok sevdiğimi söylemiş miydim? Muhtemelen evet. Özellikle başrol oyuncusu Jennifer olduğu için film daha izlenilir olmuş. Bir insanın hayatı ne kadar zor olursa olsun, hayallerini ertelese bile asla vazgeçmemesi gerektiğini anlatan bir film olmuş. Joy karakteri günlük hayatta bizim çok da denk gelmediğimiz birisi bence. Film boyunca "bu kız bu olanlarla nasıl başa çıkıyor" diye söylenip durdum. Tüm bu karmaşık hayatına rağmen aklını kullanarak çok güzel işler başardı. izleyenlere de sabrın ve disiplinin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmış oldu. Filmi sinemada izlesem yorumlarım farklı olurdu ama televizyonda izlediğim için büyük bir keyifle izledim. Mantıksız bulduğum ve kafamda soru işareti bırakan yerler vardı ama çerezlik bir film gözü ile bakıldığında bence izlenilmeyecek bir film değil.

Bu kısımdan sonrası spoiler içerir.



Artık rahat rahat anlatabilirim değim mi? Spoiler vermeden anlatmak ne kadar zormuş :D
Neyse filmimizin detaylarını anlatmaya geçiyorum hemen. Jennifer'ın role ne kadar yakıştığını söylememe gerek yok sanıyorum. Çok başarılı bir oyunculuğu var ve bu filmde de onu göstermiş. Kızımız çılgın aile işlerinden bıkıp artık piyasalara atılmak istiyor ama bu onun için hiç kolay olmuyor. Herkes teknolojik ürünler veya tasarım ürünleri ile rekabet ederken o elleri ile düğümlerini attığı bu kendi kendini temizleyen paspası piyasaya sürme peşinde. Ha birde başlığı çıkarılıp makinede yıkanabiliyor orayı atlamayayım :D  (Böyle yazdığıma bakmayın fikri çok beğendim. Ayrıca girişimcilik de fikrin büyüğü veya küçüğü yoktur)



Bu sahne benim için filmdeki kilit noktaydı. Kendimi tutamayıp hüngür hüngür ağladım.Çünkü kendimi Joy'un yerine koydum ve yaşadığım gurur inanılmazdı. Herkes onun bu icat ile elindeki tüm birikimini kaybedeceğini düşünürken, o kimseyi dinlemeyip belkide hayatındaki en büyük riskleri aldı ve başardı.


Filmin biraz saçma ama tüm bu saçmalığa rağmen keyifli olmasının sebebi sanırım Joy'un ailesiydi. Anne ve babasının boşanmasına rağmen Joy ile beraber yaşadığını görmek beni şok etti. Hele eski eşinin de onlarla beraber yaşadığını öğrenmek 2. şok etkisi yarattı. Bakması gereken 2 çocuk, çocuktan farkı olmayan anne ve baba, sorumsuz bir eski eş, tüm nefretini üzerine püsküren bir üvey kardeşe sahip bu yorucu hayatında Joy'un en büyük umut ışığı büyükannesiydi. Sürekli başaracağını söyleyen, hayallerini takip etmesi gerektiğini ve pes etmemesi gerektiğini söyleyen büyükanne olmasa kız, o evde kafayı yerdi. Net.


Filmde bu sahneye de bayılmıştım. Herkes onun düşmesini beklerken, o tökezleyip yeniden ayağa kalktı. İşte bu sahne de buram buram özgüven, gurur, inanç ve başarı kokuyor. Her şeye ve herkese rağmen başarılı olmak, buna rağmen ne gibi zorluklarla mücadele ettiğini unutmamak ve yardım isteyene elini uzatmak filmin özeti olabilir.


Filmi genel olarak beğendim. Kafamdaki son daha farklıydı. Bu yüzden sanırım birazcık hayal kırıklığına uğradım ama bu filmin sonunun kötü olduğu anlamına gelmiyor. Yanlış anlaşılmasın lütfen :D

Boş vaktinizde izleyecek bir film arıyorsanız, özellikle girişimcilik ile ilgili olan filmleri seviyorsanız bu filme bakabilirsiniz. ^^

Sevgiyle Kalın ❤

Devamını Oku »

8 Mart 2019 Cuma

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ




Kadın olmak birçok şey olmaktır aslında. Kadın olmak, bir evladın kokusunda huzur bulduğu anne olmak, bir adamın yanında güven duyduğu eş olmak ve bir ailenin kızı olmaktır. Kadın olmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir, omuzlardaki yükü ağırdır. Kolay olmadığını anlamak için kadın olmakta gerekmez. Televizyonu açtığınızda karşınıza çıkan bir kadın cinayetinden de, şiddet görmüş bir kadının gözlerinden de anlarsınız zor olduğunu. Canla başla çalışan bir kadının, alnından akan terden de, evladını töre uğruna kaybetmiş bir annenin gözyaşlarından da anlarsınız.
Kadın olmak zordur ve  zorluklarla mücadele etmektir. Çalışmak, çabalamak her şeye rağmen güçlü kalmaktır. Belki de herkese rağmen güçlü kalmaya çalışmaktır. Tüm bunlara rağmen kafanızı çevirdiğinizde baktığınız her yerde bir kadının izi vardır. Ayak izi, emeği, alın teri, kahkahası, başarısı, gücü, merhameti…

Kadının geri plana atıldığı yerler olduğu gibi,adım adım ilerlediği yerler de vardır. Başarısına başarı, gücüne güç katarak başı dimdik, omzunda kadın olmanın ağırlığıyla yürüdüğü, pes etmediği ve mücadele verdiği yerler vardır. Bir millet olarak , her şeye rağmen ayakta ve hayatta kalmaya çalışan kadınlarımıza gereken desteği verirsek bu başarılar daha çok artacaktır.

Kadınların toplumdaki değerinin ve başarılarının artması dileğiyle, tüm kadınların dünya kadınlar günü kutlu olsun.
Devamını Oku »

27 Şubat 2019 Çarşamba

DENEBUNU OCAK VE ŞUBAT AYI KUTUSU

Herkese Merhaba ❤

Geçtiğimiz haftalarda elime 2 tane denebunu kutusu ulaştı.Ocak ve şubat ayının kutusunu neredeyse aynı zamanda aldım. Bu yüzden ikisinin yazısını birlikte giriyorum. Denebunu sitesinin gönderdiği ürünleri çok seviyorum. Hem yeni ürünler deneme şansım oluyor hemde kutudan çıkan indirim kuponlarından faydalanıyorum.

Ocak Ayı Kutusu:


Benim ocak ayı kutumda bolca tester ürünler ve indirim kuponları vardı.

Loreal Elseve Mucizevi Yağ: Bu ürünü normalde de çok severek kullanıyorum. Saçın elektriklenmesini çok başarılı bir şekilde gideriyor ve yumuşacık yapıyor. Ben genelde saçım ıslakken, kurutmadan önce veya kuru saça elektriklenmesini önlemek için kullanıyorum.

Le Petit Marsellais Akdeniz Çileği Duş jeli: Duş jeli alırken en çok dikkat ettiğim şey kokusu oluyor. Tabiki vücudu nemlendirmesi, köpürmesi veya kolay durulanması da benim için önemli ama kokusuna daha çok önem veriyorum. Bu duş jelinin kokusunu çok beğendim. Ayrıca saydığım diğer özellikleri de yerine getiriyor.

Simple nemlendirici yüz temizleme jelini henüz denemedim ama bu markanın ürünlerini çok merak ediyorum.

Şubat Ayı Kutusu:


Şubat ayı kutusunu gelen tüm kutulardan daha çok sevdiğimi itiraf ediyorum :D

Palmolive Duş Jeli: Bu markanın duş jellerine bayılıyorum. Genelde vanilyalı olan kokusunu tercih ediyorum ama bu böğürtlenli duş jelini denedikten sonra uzun bir süre başka bir koku ve başka bir marka almam. O derece beğendim.

Clear Kepeğe Karşı Besleyici Şampuan: Şu aralar kendime bir şampuan bulamadım. Sürekli yeni şampuanlar deniyorum ve bu da saçlarımı daha çok yıpratıyor. Clear şampuanını sadece 2 kez denedim saçlarımı yumuşacık yaptı ama uzun bir süre kullanmadan şampuan hakkında olumlu veya olumsuz bir fikir belirtemiyorum.

Siz denebunu sitesine üye oldunuz mu? Eğer üye olduysanız umarım Mart ayı kutusu size çıkar. Tabi bana da çıksın. Çokça amin :D

Sevgiyle Kalın ❤








Devamını Oku »

15 Şubat 2019 Cuma

MİM II - HANGİSİNİ TERCİH EDERSİN ?

Herkese Merhaba ❤

Baktım herkes yeni bir mim yapıyor. En son Madame Kokoş sayfasında görüp, bende yapmaya karar verdim. Böyle eğlenceli şeyleri hayatta kaçıramam :D



Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında da nefes alabilmeyi mi ? Neden ? 

Aslında bu soruya yeryüzünde rahatça nefes alabilmeyi diye bir cevap vermek isterdim ama gereksiz yere felsefe yapmanın alemi yok :D Uçabilme yeteneğimin olmasını çok isterdim. Kuşları o konuda biraz kıskanıyorum.

Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı? Neden?

Hem bir kedi annesi hem de sıkı bir kitap kurdu olduğum için bu soruda çok zorlandım. Ancak hayvanları ne kadar çok sevsem de ileriye dönük düşündüğüm için kitapları seçiyorum.

Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa büyük ayaklar mı? Neden?

Ellerim ve ayaklarım yeterince büyük, bunun bir boy büyüğü Hulk değil mi? ahahha neyse bari bu soruda ayaklarımı feda ediyorum ve nedeni yok :D

Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden?
Çayı kalabalık da içmeyi severim. Kahveyi ise yalnız. Genel olarak yalnız olduğum için kahve içmeyi seçiyorum.
Not: Bu soru 15 şubat yalnızlar gününün psikolojisi ile cevaplandırılmıştır. :D

Hangisini tercih edersin? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi? Neden?

Yemek sorularında seçim yapamıyorum maalesef. Şu anki açlık durumuma göre cevap vereceğim. Köfte patates. Çünkü canım çok çekti.

Hangisini tercih edersin? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi? Neden?

Kokoreç :) Döneri de çok severim ama bu soruda kokoreç daha ağır basıyor.

Hangisini tercih edersin? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi? (Ölüm tarihini ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun) Neden?

Seçeneklerde ölürken yanında kimin olacağı olsaydı hemen cevap verirdim ama bu seçeneklere göre ölüm saatimi bilmeyi daha çok isterim. Ölüm şeklini bilmek ayrı bir psikoloji gerektirir ve ponçik bünyem bunu kaldıramaz. En azından saati bilirsem zamanımı ona göre kullanırım.

Hangisini tercih edersin? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı? 

Bu soruya bir yanım gelecek, bir yanım geçmiş diye cevap vermek istiyor ama düşündüğüm zaman 10 yıl öncesini bile özlüyorum. Muhabbetler, komşuluklar, çocukluk hepsi daha güzel ve daha keyifliydi. Bu yüzden geçmişte yaşamayı seçerdim. Hatta direk dinozorlar devrinden başlayayım ben :D

Hangisini tercih edersin? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçak bileti mi? Neden? 

Bu soruları ÖSYM falan mı hazırladı. Aklım sürekli cevap veremediğim seçenekte kalıyor :D
Yine de uluslararası uçuş biletine asla hayır demem. Çünkü gezmek istediğim çok yer var.

Hangisini tercih edersin? Daha çok dinlemeyi mi yoksa daha çok konuşmayı mı? Neden?

Dinlemeyi tercih ederim. Her zaman az konuşan ama çok dinleyen birisi olmuşumdur.

Yazarken çok eğlendiğim bir yazı oldu. İyi ki senin yazına denk gelmişim :D (madame kokoş)
Yapmayan herkes bu mimi yapmalı, hatta bende bu yazı aracılığı ile davet etmiş olayım. ^^

Sevgiyle Kalın ❤
Devamını Oku »

12 Şubat 2019 Salı

J.A REDMERSKİ KATİLLER ÇETESİ - SARAİ / KİTAP YORUMU

Herkese Merhaba ❤,

Bugün uzun bir zamandır okuduğum bir  kitap serisinin ilk kitabını paylaşacağım. Seri kitaplarını okumayı eskiden beri çok seviyorum ama maalesef tüm seri elimde olmadığında okumaya başlayamıyorum. Bunu bir kere Gece evi serisini okurken yaşamıştım. Gece gündüz diğer kitabı düşünüyor ve bir tülü bulamıyordum. Gerçekten berbat bir durumdu. Ancak Katiller Çetesi serisine başlamadan önce kitapları aldığım sitede bulunan bütün kitapları aldım. Böylece seriye başlamış oldum :D

MAVİNİN HER BİR TONU BLOG


Sarai - Kitap Konusu:

14 yaşından beri bir uyuşturucu baronu ve aynı zamanda kadın tacirinin yanında tutsak olan Sarai bulunduğu yerden kaçmak için her şeyi göze alır. Ancak Sarai'yi gözdesi olarak gören ve adeta üzerine titreyen Javierden kaçmak o kadar kolay olmayacaktır. Sarai'nin tek kaçış bileti, iş anlaşması için Javier'in yanına gelen Victor olur ve Sarai yıllarca seks kölesi olarak esir tutulduğu yerden kaçmak için onu kullanır. Sarai bu zamana kadar birçok kayıp vermiştir. Hiçbir şeyin Javier'in yanında kalmaktan daha kötü ve daha tehlikeli olmadığını düşünür ve soğukkanlı bir katil olduğunu bilmesine rağmen Victordan yardım ister. Hiç kimseyi düşünmeyen ve görevinin başarılı olması için insanları gözünü bile kırpmadan öldüren bir katil Sarai'ye yardım edecek midir?

MAVİNİN HER BİR TONU BLOG


Sarai- Kitap Yorumu: 

Kitap okuma şeklim ektedir :D Genelde kalorifer dibine okuma yeri hazırlar rahat rahat kitap okurum. Patik de öyle beni izler. Hatta bazen onunla ilgilenmediğim için sinirlenir ve kitaplarımı yırtmaya çalışır. Ancak bu serinin kapak tasarımlarından ürkmüş olacak ki yırtma girişiminde falan bulunmadı :D Neysee biz konumuza dönelim. Katiller çetesi serisinin sevenleri olduğu kadar, sevmeyenleri olduğunu da duymuştum. Şahsen ben seven taraftayım. Genelde seri kitaplarında ilk kitap beklentimi karşılamasa bile 2.kitabı mutlaka okurum.Çünkü ilk kitabı karakterlere, olaylara ve içeriğe alışma olarak görürüm. Bu kitabın kurgusunu, karakterlerini ve olayların akışını çok başarılı buldum. Özellikle Victor karakterinin güçlü ve kırılmaz bir duruşunun olmasını çok sevdim. Açıkçası Sarai karakterine zaman zaman sinir olduğumu itiraf etmem gerek. Bilmiyorum bu durumu sadece ben mi yaşıyorum ama genelde okuduğum kitaplarda ana bayan karaktere sinir oluyorum. Bazen çok itici, gurursuz ve kendini beğenmiş olabiliyorlar. Tabi Sarai için bunlar geçerli değil ona sadece kitabın belirli kısımlarında sinir oldum. :D
Beklentimi çok yüksek tutup okumaya başlamıştım ve beklentimi karşıladı. ancak ilk kitabı olduğu için sanırım öyle bayılarak da okumadım. Bol bol macera, aksiyon içeren bir kitap . Film tadında olması da çok hoşuma gitti. Bu yüzden sanırım elimden hiç bırakmadan okudum. ilk kitabın sonu çok heyecanlı bir yerde bitti ve bu da 2. kitabı okumak için bize bir neden daha veriyor.
Serinin şu an 5. kitabını okuyorum ve gönül rahatlığı ile tavsiye edebilirim. Elinizden düşmeyecek bir kitap arıyorsanız kesinlikle bu seriye başlamalısınız.

Siz bu aralar neler okuyorsunuz? Mutlaka okumalısın dediğiniz kitaplar var mı? Yorum olarak benimle paylaşırsanız çok sevinirim ^^

Sevgiyle kalın ❤


Devamını Oku »

4 Şubat 2019 Pazartesi

CAN DOSTUM - İNTOUCHABLES FİLM YORUMU

Heyoo ❤

Bugün yine yeni bir film önerisi ile geldim. Bloglardan birinde görüp izlenecekler listesinde hemen ilk sıraya eklemiştim. İyi ki de bu filme öncelik verip izlemişim diyorum.


Can Dostum - İntouchables Konusu:

Philippe yamaç paraşütü yaparken geçirdiği bir kaza sonucunda felç kalır ve boynundan aşağısını kullanamaz. Zengin ve saygıdeğer bir iş adamı olmasına rağmen yanında hiç arkadaşı yoktur. Kendisinin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ve her zaman yanında bulunacak bir bakıcı aramaktadır. Değerlendirmeye gelen kişiler sıradan cümleler, sıradan istekler ve acıma dolu bakışlar ile Philippe'in ilgisini çekemezler. Ancak Driss hepsinden farklıdır. En büyük farkı acıma dolu bakışlara sahip olmaması ve Philippe ile aynı dili konuşmasıdır. Driss engelli bakımı konusunda tecrübesiz olsa da Philippe ile çok iyi bir arkadaşlık kurarlar. Philippe, Driss sayesinde sıradan hayatından kurtulur ve eğlenceli bir şekilde vakit geçirmeye başlar. İkili arasında ki dostluk da herkes için görülmeye değerdir.

Film Yorumu: 


Gelelim film ile ilgili yorumlarıma. Maalesef rahatsızım ve yazıyı zor şartlar altında yazıyorum. Bu yüzden yorumlarımı biraz kısa tutacağım. Kafama silah dayamışlar gibi oldu ama idare edin artık :D 
Filmin insanı içine çeken aşırı samimi ve sıcak bir yanı vardı. Ben izlemeye başladığım ilk andan itibaren gözümü ekrandan hiç ayırmadım ve hiç sıkılma belirtisi göstermedim. (İtiraf ediyorum bu durum bende nadiren yaşanır. Çünkü istediğim filmi bulamazsam çabuk sıkılırım) Filmin gerçek bir hikayeye dayanması izlerken daha çok etkilenmeme neden oldu. Bazı izleyenler filmi engelliler ile dalga geçtiği yönünde eleştirmişler. Açıkçası ben filmde öyle bir izlenime kapılmadım. Aksine izledikten sonra onlara daha fazla değer vermemiz gerektiğini hissettim. Mesela acıma dolu bakışlar ile bakmak yerine onlarında bizlerden biri olduğunu ve hak ettikleri değeri göstermemiz gerektiğini unutmamak gerekiyor. Filmde Driss karakterinin hayat dolu olması, yaptığı saçma şakalar ve arkadaşlığı çok hoşuma gitti.  Özelikle filmde dramı, komediyi tam tadında işlemelerine bayıldım. Gülümserken düşündüren ve hüzünlü bir sahnede bile gülümseten bir film ortaya çıkarmışlar. Çok da iyi olmuş. Oyuncu seçimleri ve oyuncuların performansları bence ayakta alkışlanacak kadar iyiydi. Özellikle filmi çeşitli müziklerle süslemeleri çok hoşuma gitti hatta Driss'in dans performansına bayıldım. Bence izlemeyen herkesin, izlemesi gereken bir film. Ben film izleme serüvenine yeni katıldığım için biraz geç kalmış olabilirim ama olsun sonunda izlemiş olmak bile büyük bir keyifti.

Uzun bir film listesi hazırladım, hepsini tek tek izlemek istiyorum. Sizlerde bana yeni filmler önerirseniz çok sevinirim :) 

Sevgiyle Kalın ❤




Devamını Oku »

24 Ocak 2019 Perşembe

OCAK AYI KİTAP ALIŞVERİŞİ I - BKM KİTAP - OKUOKU

Herkese merhaba ❤

Size çok şaşıracağınız bir yazı ile geldim :D Yine bir kitap alışverişi yaptım. Bu sıralar çok fazla kitap almaya başladım. Kendimi durduramıyorum. Hele ki istediğim kitapların indirime girmesi de hiç yardımcı olmuyor. İndirim kovalamaya devam :D 

MAVİNİN HER BİR TONU


Bu ay 2 farklı yerden alışveriş yaptım. İlk alışverişimi  bkmkitap sitesinden ikinci alışverişimi ise okuoku sitesinden yaptım. Bu sefer çok merak ettiğim bir seri kitabını aldım. Katiller Çetesi serisini birçoğunuz duymuşsunuzdur. Yazarımız J.A Redmerski karşımıza çok güzel bir kurgu ile çıkmış. Seri kitapları olduğu için ve ilk kitabını bitirdikten sonra meraktan kafayı yememek için serinin sitede olan tüm kitaplarını aldım.

MAVİNİN HER BİR TONU

İkinci alışverişimi az önce belirttiğim gibi okuoku sitesinden yaptım. Bu siteden ilk defa bir alışveriş yaptım. Sitede gerçekten çok güzel indirimler vardı. Özellikle popüler set kitaplarındaki indirimler adeta beni al diye bağırıyordu. Bende aldım :D 
Görselde gördüğünüz son 3 kitabı ciltli olarak tanesini 7.5 TL'den aldım.  Efsane yazarımız Marie Lu kitaplarını ise ciltli olarak 2'sini 40 TL gibi bir fiyata aldım. Ve son olarak sürekli gördüğüm ama bir türlü emin olup alamadığım bir kitap olan Postacı kapıyı çalmayacak kitabını aldım. Bu kitap hakkında olumlu, olumsuz birçok yorum okudum ve çok merak ediyorum. (okuyan varsa beni aydınlatsın lütfen )
Sizin kitap aldığını bir site var mı? Varsa benimle paylaşır mısınız? Kitap alışverişlerinde genelde aradığım kitap hangi sitede daha uygunsa ona göre alıyorum. Veya dediğim gibi indirimleri takip ediyorum. Bildiğiniz gibi kitap fiyatları aşırı arttı. Bu yüzden okumak istediğimiz çoğu kitabı erteliyoruz. Tabi bütçeyi sarsmayı göze alıyorsak ertelemeyip alabiliriz.
Ben genelde kitap almak için kumbara yöntemini kullanıyorum. 1 ay boyunca biriktirdiğim bozuk paraları ay sonunda çıkarıp sayıyorum ve biriktirdiğim paralara yeni kitaplar alıyorum. Bu benim kendi kendimi ödüllendirme yöntemim. Mesela geçen ay 100 TL'ye yakın para biriktirmişim. Biriktirdiğim paralar ile yaptığım alışverişi de bir sonraki yazıda yazacağım. :D
Bence bu yöntemi kullanabilirsiniz ^^

Sizin bu kitaplar arasında okuduklarınız varsa yorumda belirtmeyi unutmayın :)

Sevgiyle Kalın ❤













Devamını Oku »